|
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ),
İşletme ve Ekonomi Fakültesi, Fen ve Edebiyat Fakültesi ile Eğitim
Fakültesi işbirliği ile “Çağdaş Üniversitelerin Yönetiminde İdari
Zorluklar ve Çözüm Önerilerine Bir Bakış” konulu panel
düzenledi. KKTC’de bulunan üniversiteleri yakından ilgilendiren
panel, 29 Ocak Salı günü DAÜ Mavi Salon’da gerçekleşti.
DAÜ Rektörü (v) Prof. Dr. Tahir Çelik’in
açılış konuşmasından sonra başlayan paneli, Doç. Dr. Necdet Osam
yönetti. Panele konuşmacı olarak, Çukurova Üniversitesi’nden
Prof. Dr. İbrahim Ortaş, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden
Prof. Dr. Burhan Şenatalar, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden
Prof. Dr. Mustafa Tokyay ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden
Prof. Dr. Gülsün Sağlamer katıldı.
Düzenlenen panelde ilk olarak söz alan ve
“Üniversitelerde Değişim ve Değişim Yönetimi” üzerine konuşan Prof.
Dr. Mustafa Tokyay, hayatın her alanında olduğu gibi üniversitelerde
de değişiklikler yaşandığını ve bunun çeşitli sebeblerinin
olduğundan bahsetti. Bunların başında, küreselleşme, bilgi tabanlı
ekonominin gündeme gelmesi, insan kaynaklarının değerinin artması,
tüketici bilincinin artması, kalite ve güvenilirlik kavramlarının
temel odak noktaları olmaya başlaması olduğunu ifade eden Tokyay,
“Son 15-20 yıldan bu yana dünyada ve ülkemizde bunlar ve benzeri
etkiler altında üniversiteler de göz ardı edilemez bir değişim
süreci içine girmişlerdir” şeklinde konuştu.
Tokyay: “Üniversiteler Değişim
Geçiriyor”
Mustafa Tokyay, üniversitelerin organizasyon
yapıları ile karar ve iletişim sistemlerinin giderek değişmekte
olduğunu, ancak kurumsal kültür olarak tanımlanabilecek olan misyon,
değerler, kendine, dünyaya ve sosyal ilişkilere bakış ile
altsistemler olarak tanımlanabilecek olan binalar, insanlar,
bütçeler ve bunlar arasındaki ilişkilerin değişime çeşitli
nedenlerle henüz adapte olamadığının altını çizdi.
Üniversitelerde, dış etkilerle
değişmekte olan iç dünyamızın artık kollegiyal yönetim tarzının
neredeyse tamamı ile terkedilmesi sonucuna yaklaşıldığını söyleyen
Tokyay, kollegiyal yönetim tarzına getirilen eleştirilerin başında,
yavaş karar alma, sorumluluk ve hesap verilebilirlikte belirsizlik
durumu oluşması, değişime direnç gösteriminin geldiğini sözlerine
ekledi.
Tokyay, üniversitelerin
altsistemlerinde de değişikliklerin yaşanmakta olduğunu ve bunların
bir kısmının dış etkilerden doğrudan kaynaklanırken, bir kısmının da
dış etkiler karşısında, fırsatları kaçırmamak, rekabette geri
kalmamak gibi gerekçelerle, çabuk adaptasyon isteğinden
kaynaklanmakta olduğunun altını çizdi.
Üniversiteler için ayrılan kaynak
gittikçe azalıyor!
Son
30 yılda yükseköğretime devlet tarafından ayrılan kaynakların
giderek azalması ile üniversitelerin mali sorunlarının
gündemlerinin en önemli maddesi haline geldiğini ifade eden Prof.
Dr. Gülsün Sağlamer, ek ve alternatif kaynaklara ihtiyaç duyulması
ile ortaya çıkan yeni durumun incelenmekte olduğunu belirtti.
Sağlamer: “Genel beklentiler; Finans
kaynaklarının çeşitlendirilmesine gelecekte de devam edilmesi,
ayrıca,dış kaynakların çeşitlendirilmesi ile birlikte daha rekabetci
ve performansa dayalı proje desteklenmesi yönünde farkındalık
yaratılması ile üniversitelerde kültür değişiminin sağlanması
yönündedir” şeklinde konuştu.
Dış kaynaklara ulaşabilme veya yeni
kaynaklar yaratmanın üniversitelerin yeni gündem maddesi haline
geldiğinin altını çizen Sağlamer, kaynak yaratılacak alanlardan
bazılarının, vakıflar aracılığıyla kaynak yaratma, giderek artan dış
kaynaklı Ar-Ge projeleri ve eğitim programları, yabancı dil
öğretimi, kitaplığın ve veri ağlarının kullanımı ile servis
hizmetlerinin satılması ,bağışcıları harekete geçirerek vakfiye
oluşturulması ,özel projeler için bağış sağlanması ( Kürsü kurulması
vb.), sürekli eğitim aktiviteleri ile öğrencilerden alınan harçlar
olduğunu söyledi.
Sağlamer: “Üniversiteler yaptıkları
araştırmalarla kendilerini göstermelidirler”
Devlet kaynakları ve dış kaynakların
sağlanmasında üniversitelerin kalite güvence sistemlerini
geliştirmiş olmaları, verdikleri eğitim ve öğretimin kalitesi kadar
yaptıkları araştırmalarla da performanslarını göstermeleri ve
toplumda itibarlarını yükseltmelerinin gerekli olduğu ifadelerini
kullanan Sağlamer: “Ulusal ve uluslararası ölçekte kazanılan
başarılar yeni kaynakların yaratılmasına veya bu kaynaklara
ulaşılmasına olanak sağlamaktadır. Bu nedenle son yıllarda giderek
yaygın hale gelen Dünya ölçeğindeki “Süper Lig” ler üniversiteleri
derinden etkilemeye başlamıştır” diye konuştu. Ayrıca yaşanmakta
olan Bolonya sürecine KKTC üniversitelerinin dahil edilmemesinin bir
insanlık ayıbı olduğunu ifade eden Sağlamer, bunun için bir an önce
çözüm üretilmesi gerektiğini söyledi.
Yükseköğretim kurumlarından oluşan yükseköğretim sisteminin gerek
tekil kurumlar düzeyinde, gerekse bir bütün olarak etkin işlemesinin
son onyıllarda üzerinde çok çalışılan bir konu durumunda olduğunu
söyleyen Prof. Dr. Burhan Şenatalar, küreselleşme süreci ve
teknolojik ilerlemenin kurumlararası rekabeti yoğunlaştırdığının
altını çizdi. Şenatalar: “Gerek ülkeiçi, gerek uluslararası rekabet,
kurumları daha etkin çalışmaya zorlarken, her türlü sosyal harcama
üzerinde baskı oluşturan gelişmeler yükseköğretime ayrılan
kaynakları sınırlamakta ve kurumları yeni kaynak arayışlarına
itmektedir” şeklinde konuştu. Bu durumun yönetim yapılarının ve
yönetim süreçlerinin de geniş biçimde tartışılmasına ve bu
tartışmaların ışığında yenilenmesine yol açtığını ifade eden Burhan
Şenatalar: “Böyle bir tartışma kuşkusuz akademik özgürlük, yönetsel
özerklik, performans ölçme ve değerlendirme, hesap verebilirlik gibi
ilkeleri de kapsamaktadır. Bu tartışmanın kapsamının çoğu kez
genişlediği ve 21. yüzyılda üniversitelerin rolü ve misyonu
sorularını da içerdiği görülmektedir. Tartışma bir yönüyle
uluslararası olmakla birlikte, bir yönüyle kuşkusuz yereldir” diye
konuştu.

Prof. Dr. İbrahim Ortaş: “Üniversiteler
ekonomik güç merkezlerinden arınmalıdır!”
Panelde son olarak söz
alan Prof. Dr. İbrahim Ortaş, üniversitelerin felsefi
tartışma ortamında akıl sürecini duygusal sürecin önüne alarak,
kişilerin olayları görerek ve tartışarak farkına varılabilirliğini
sağlayan ortamlar olduğunu, ayrıca üniversitelerin yadsınamaz
özelliğinin kurumsal özerklik ve bireysel özgürlük olduğunu söyledi.
Ortaş: “Üniversitelerin kendi otonomileri, eğitim, öğretim ve
araştırmada; her türlü siyasal etki ve ekonomik güç merkezlerinden
arınmış olarak bilimsel, idari ve mali yönden kendi kendisini
yönetebilmesidir” ifadelerini kullandı.
Demokratik üniversitenin
sınırların ancak demokratik bir ortamda sağlanabildiğini söyleyen
Ortaş, günümüz iletişim çağının yeni üniversite modelinin her yönü
ile oluşturulması gereken özerk ortamında hesap verebilir, saydam ve
herkese açık bir üniversite ortamında, bireylerin özgürce kendisini
ifade edebildikleri ve özgürlük tutkusunun gerçekleştirebildiği bir
yer olmasını arzuladığının altını çizdi.
Panelin kapanış konuşmasında söz alan DAÜ Rektörü (v) Prof. Dr.
Tahir Çelik, günümüzde üniversitelerin kaynak sıkıntısı çekmemesi
gerektiğini, buna bağlı olarak akademik özgürlüğün olması
gerektiğini söyledi. Çelik, KKTC üniversitelerinin şu anda Tübitak
projelerinden yararlanamadığını, ancak bunun çözümü için
çalıştıklarını ve umutlu olduklarını sözlerine ekledi. Yaklaşık dört
saat süren panel, konuşmacılara plaket takdim edilmesinden sonra
sona erdi. |