HEDEFLENEN KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE PLANLAMANIN SOSYAL-EKONOMİK VE EKOLOJİK İÇERİKLE YENİDEN TANIMLANMASI

 

Prof.Dr.-Ing. Şenel ERGİN

DEÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, İzmir

 

Ar.Gör. M. Burcu SILAYDIN 

DEÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, İzmir

 

Ar.Gör. Duygu ÇUKUR

DEÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, İzmir

 

Ar.Gör. Mercan EFE

DEÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, İzmir

 

 

ÖZET:

 

Modernist planlama anlayışı ve bu anlayış çerçevesinde gerçekleşen kültürel mekân üretiminin ortaya çıkardığı tablo, ekolojik ve sosyo-ekonomik anlamda bir çok sorunu bünyesinde barındırmaktadır. Bu sorunlar, planlamanın yeniden ele alınmasını ve ekolojik ve sosyo-ekonomik içerikle yeniden tanımlanmasını gerekli kılmaktadır.

Bildiride, bu gerekliliğin üzerine gidilerek planlamanın nasıl bir kurgu bütününde yeniden tanımlandığı ve bu anlayış ve kapsamda gerçekleştirilen birbirine eklemlenmiş çalışma öbekleri sunulmaktadır.

 

Bu bağlamda gerçekleştirilen çalışmalar, ekolojik anlamda “doluluk-boşluk oranının saptanması” ve “kentsel yapılaşmanın denetlenebilirliği”, sosyal anlamda ise “kentlilik bilinci” parametreleri üzerine odaklanmakta; “kentsel tarım” kavramı da ekolojik ve özellikle ekonomik alanda yaşanan sorunların çözümüne yönelik bir araç olarak ele alınmaktadır. 

 

ANAHTAR KELİMELER: Ekolojik Denge, Doluluk-Boşluk Oranı, Kentlilik Bilinci, Toplumsallaşma, Çocuk, Kentsel Tarım.

 

AKDENİZ ve EGE’DE KENT KÜLTÜRÜNÜN OLUŞUMU AÇISINDAN KIYI KALELERİNİN ÖNEMİ

 

 

Yrd. Doç. Dr. Deniz DEMİRARSLAN,

Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İç Mimarlık Bölümü  Türkiye

 

Yrd. Doç. Dr. O. S. Serdar AYTÖRE

Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İç Mimarlık Bölümü  Türkiye

 

 

ÖZET:

 

Stratejik yollar üzerinde, askeri önemi olan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda savunma ve güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu ve mazgallı yapı olarak tanımlanan kaleler, yüzyıllar boyunca çok önemli uygarlıklar barındıran Akdeniz ve çevresinde  Cebelitarık’ tan başlayarak Malta, Yunan Adaları, bugünkü Türkiye’nin  Ege ve Akdeniz kıyıları ile Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz’de mimari, toplumsal ve ekonomik gelişim açısından önemli bir unsur olarak yer almışlardır. Günümüzde ise bulundukları kentlere ve yakın çevresine tarihi, turistik, toplumsal ve  ekonomik açıdan önem katmaktadırlar. Bu çalışmada özellikle mimari bir öğe olarak Akdeniz ve Ege’de kıyı kentlerinde yer alan kaleler ve çevrelerinin , stratejik konumlarından dolayı geçmişten günümüze dek gelinen süreçte, toplumsal ve ekonomik yaşama etkileri ile bugünkü kullanım durumları, kentin gelişimine etkileri, mimari özellikleri, çağdaş kent dokusu içindeki durumları irdelenmiş bulunmaktadır.

 

ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kale, Kent Kültürü, Kent Gelişimi, Ticaret, Turizm, Tarihi Doku, Kent Kimliği

 

KIBRIS’IN SOLAN RENGİ: CENGÂR GERÇEĞİ VE TÜKENEN VERDİGRİS

 

 

 

Ayşe Yıldıran

İstanbul, Türkiye

 

 

ÖZET:

 

Cengârla verdigris aslında tek ve aynı renkten başka bir şey değil… Bu araştırmada ikili bir anlatımla simgeleyeceğimiz cengâr/verdigris, geçmişteki renklerini etimolojisinde saklayan Kıbrıs’ın en etkileyici yerel rengi, bir bakır pası yeşilidir. Cengâr/verdigris şeklinde kullandığımız yinelemede, cengâr ile bakır pası yeşilinin Kıbrıs ağzındaki karşılığı, verdigris ile Yunan yeşilinin İngilizce karşılığının mimarlık alanında birleşmesi temsil edilmek istenmiştir. Bu alçakgönüllü ve güzel rengin adı, Kıbrıs’ın tarihi boyunca üretimini ve ticaretini yaptığı erguvan, indigo, toprak yeşilleri, kök kırmızısı gibi önemli ve çok değerli renkler arasında pek geçmez. Bununla birlikte cengârın önemi, 16. yüzyılda Osmanlı çadırlarının rengi, bir jengârî olmasının yanı sıra  bakır kültürünün de yerel bir göstergesi olarak girdiği bu adada, bir dil varlığı olarak günümüze dek yaşayabilmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

 

Bu süreklilikte, bu özgün renk kimliğini ortak kültürlerin öğesi olarak mimari çevreye yansıtan  verdigrisin payı hiçbir zaman yadsınamaz. Her iki terim cengâr da verdigris de Yeşil ve Yeşil ada simgeselinin bir parçası olmaları bakımından toplumsal ve kültürel bellekte ayrı bir önem taşırlar. Bugün daha fazla geç kalınmadan verdigris’in mimari çevrede bilinçsizce yok edilmesine bir son verilmeli ve artık korumaya  alınıp yaşatılması gereken bir kültürel miras ve simge olarak kabul edilmesi için gereken girişimler ivedilikle başlatılmalıdır. Şurası bir gerçek ki verdigris hızla tükenişe doğru giderken cengârın nasıl ve daha ne kadar ayakta kalabileceği bilinemez. Çünkü Kıbrıs cengârının verdigris ile olan ortaklığı, kendi varlığının da en somut kanıtı olmuştur… Hiç kuşkusuz cengâr ile verdigris, Kıbrıs’ın kültürel ve sanatsal yaşamı için yaşatılması elzem olan ortak bir değer ve bir süpergöstergedir.

 

 

ANAHTAR  SÖZCÜKLER:  Cengâr/verdigris, Kıbrıs Renk Kimliği, Yeşil ada

 

SUSTAINABLE APPROACHES ON THE APPLICATION OF PLUMBING SYSTEMS IN THE RAPID DEVELOPMENT OF GAZIMAGUSA BUILDINGS

 

Dr. Halil Zafer Alibaba,                   

EMU Faculty of Architecture, Northern Cyprus                                                  

Assist. Prof. Dr. Ugur Atikol           

EMU Department of Mechanical Engineering, Northern Cyprus

 

 

ABSTRACT:

 

 

The high-speed construction phase coupled with little professional help can easily lead to not only malfunctioning systems but also ugly looking water tanks and pipes. Mechanical details, such as the plumbing and the HVAC systems, should be taken into consideration while the conceptual drawings are prepared. For this reason the extensive use of mechanical engineering services is unavoidable.  If the construction of plumbing systems is left to unqualified people, with no proper design, the results can be disappointing to the owner and the architect of the project. In this paper, it is proposed that these problems are solved at the municapilty taking into account the contributions of the Enginering bodies, the constructors and the customers. It is specially important to make use more of the mechanical engineering services, which are missing now.

 

 

KEYWORDS: Plumbing Systems, Architectural Design, Architect, Mechanical Engineer, Project Control Unit, Local Authories.

 

KALICI BARIŞ ORTAMI ARAYIŞINDA TOPLUMLARARASI İLETİŞİM ARACI OLARAK MÜZE

 

Doç. Dr. Meral Nalçakan,

Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, İç Mimarlık Bölümü, Türkiye

Arş. Gör. Özge Kandemir,

Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, İç Mimarlık Bölümü, Türkiye

 

 

ÖZET:

 

Bu çalışmanın ana amacı; KKTC’nin yeni gelişen süreçle birlikte, Ada’da varolan farklı kültürleri, kimlikleri kaynaştırma, karşılıklı tanınmaya dayalı bir ortaklık kurma ve böylelikle kalıcı bir barış ortamı sağlama arayışı ve yeni oluşan iletişim ortamında toplumların, insanların kendilerini ve birbirlerini anlamaları ve anlatmaları için etkili, kalıcı ve çok kanallı bir iletişim ortamının oluşturulabilmesinin gerekliliğine dikkat çekmektir.

 

Yeni başlayan süreçte Kıbrıs adasında yaşayan insanların, toplumların, öncelikli olarak, geçmiş üzerinden bugünü, bu gün üzerinden de geçmişi anlama, ve çekinmeden eleştirme yaklaşımıyla bilinçlenmelerini ve bu bilinçle geleceğin inşasında etken rol oynamalarını sağlamak gerekmektedir. Bu nedenle Ada’da bu önceliği gerçekleştirerek, farklı kültürleri, kimlikleri kaynaştırmada “Toplum Tarihi Müzesi” önemli bir girişim oluşturacaktır.

 

ANAHTAR KELİMELER: Toplum, İletişim, Tarih, Toplum Tarihi Müzesi, Müze Tasarımı

 

TO SEE OR TO PERCEIVE ARCHITECTURE?

 

Prof. Dr. Faruk Yalçın UĞURLU

Çankaya University, Faculty of Engineering and Architecture, Turkey

 

 

ABSTRACT:

 

In general, environmental elements around us are perceived very instinctively. The common behavior is to look at the physical elements as objects surrounding us in order to serve us for different purposes. We have the right to destruct, change or deform them according to our short-term needs or expectations, and we usually do not force our brain to think about their reflective characteristics. Therefore, we pay no attention or choose not to care about why and how do they present their performance positively or negatively according to our feelings. Likewise, we usually have no idea about their design backgrounds, applied methodologies or existing principles. To look at them is not the only way to understand their sensitive potentials or meanings hidden underneath. In reality, there are other tools at hand to be able to have better outcomes and benefits from these organisms. By thinking and applying alternative methodologies, it can be possible to become aware of these differences.

 

Since the potential of human brain is totally affected by art and aesthetic values, improvement and transformation depends on the multidimensional perception of architecture through having a sense for details, being aware of risk limitations, and being able to manage them properly. For this purpose, education and training systems may be subject to change via reprogramming and editing. Subsequently, communication and relation structure between producers and users of architecture should be renewed scientifically. To see, perceive sense or being aware and conscious are all different states in constructing the relations to architecture.

 

KEY WORDS: Abstraction, Architecture, Design, Environment, Perception.

 

 

ZAMANIN TİK-TAKLARI

Değişim, Dönüşüm, Bildirim

 

 

Rıdvan Coşkun

AÜ Güzel Sanatlar Fakültesi, Eskişehir/Türkiye

 

 

ÖZET

 

Bu üç kelimeyi gerçekte en iyi, insan kavramı ve insanın geçirdiği tarihsel süreç belirlemektedir. Bu süreç öyle ki, en ilkel çağlarda karnını doyurmaya çalışan insanın zaman içinde yemek yiyeceği kabı topraktan yapması ve karnı doydukça bu kapların biçimsel yapıları ile oynayıp üzerlerini resimlemesi ile tanımlanabilir. Gerçekte, insanın fizyolojik yapısında çok fazla bir değişim ve dönüşüm olmamasına karşın içsel ve düşünsel yapısında, ilk çağlarla kıyaslanamayacak kadar büyük bir değişim yaşanmıştır. Bu değişim ve dönüşüm, beraberinde birikimler, deneyimler, tecrübeler  getirerek kültür kavramını ve toplumların dünya üzerindeki duruşlarının yönünü belirlemiştir.

 

İnsanın, zamanı arama ve anlamlandırma çabalarının içinde şüphesiz ki sanat ve estetik kavramları oldukça önemli bir yer tutmaktadır. İlk çağlarda yaşadığı mağaralara avlayacağı hayvanı resmeden insanoğlunun sabah sekiz akşam beşte biten bir mesaisi yoktu. Onun için dakikalar saatler değil, gece gündüz ve mevsimler çok daha  önem taşıyordu. İnsanoğlu ürettikleri, biriktirdikleri ile yaşam alanında bölünüp parçalanmaya başladıkça, yaşamla ölüm arasında geçen her anın değerlendirilme isteği kısa olan insan ömrünü, doğanın sürekliliği içerisinde bir kum saatinden dökülen, kum taneleri kadar küçültmüştür   

           

Kuşkusuz ki sanat, her iz bırakan uygarlığı günümüzde olmasalar bile ölümsüzleştirmiştir. Bu da sanatı, değişim ve dönüşüm içinde yaşanılan mekanın ve doğanın estetik olarak nasıl daha da güzel olabilir noktasına götürmüştür. Tabii ki bu güzellik kavramı, günümüzde global bir köye dönüşmüş olan dünyamızın, bir tarafında zaman olarak ortaçağı yaşayan toplumları ile diğer tarafında ise  rahat ve bolluk içinde uzay çağını yaşayan toplumlarını da aynı köyde komşu yapmıştır. Zamanın tik-takları da doğal olarak bir ileri bir geri yerinde saymaktadır. 

      

ANAHTAR KELİMELER: Sanat, Kültür, Zaman, Değişim, Dönüşüm, Toplum, İnsan, Uygarlık.

 

AKDENİZ KÜLTÜRÜNÜN AKDENİZ KENTİNE YANSIMALARI

DR. ESİN KASAPOĞLU

İ.K.Ü. Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, TÜRKİYE

 

 

 

ÖZET

 

Kültür kavramı; bir toplumun ya da bütün toplumların birikimli uygarlığı, belli bir toplumun kendisi, bir dizi sosyal süreçlerin bileşkesi, bir insan ve toplum kuramı olarak tanımlanabilir. Önemli bir özelliği, sınırlarının belirsiz, ulusun siyasal sınırları ile çakışık olmamasıdır. Coğrafya haritalarındaki gibi, kesinleşmiş, belirgin sınırlar söz konusu değildir. Birçok ülkeyi içine alabilir. Bir ülkenin içinde de, çok sayıda farklı kültür bölgeleri olabilir. Kültür, geleneksel olarak, doğu kültürü ve batı kültürü olmak üzere ikiye ayrılır. Bu bölünmenin sınırları da kesin değildir. Akdeniz kültürü, kıyısındaki ülkeleri birbirine bağlayıcı bir işlev üstlenen Akdenizin biçimlendirdiği bir kültür olarak düşünülebilir.

 

Binlerce yıldır, hatta düne kadar insanların ve malların sessiz ve sürekli dolaşımı sayesinde, Akdeniz hem kırsal uygarlıkların, hem ticari uygarlıkların doğduğu ve yayıldığı alanı oluşturmuştur. Uygarlığın dayandığı yüksek kültürün kaynağı, Akdeniz’in oluşturduğu geniş mekandır. Kıta içinde yaşayan bütün halklar da, tarihin ortaya çıkışından başlayarak gözlerini Akdeniz’den hiç ayırmamışlardır. Akdeniz’in sunduğu kaynak, yüzyıllar boyunca yeni filizlenmelerin oluşmasına da yol açmıştır. En azından dörtbin yıldır, belki de bunun iki katı bir süre boyunca, insanları kendine çekmiş, onları kıyılarına yerleştirip uygarlaştırmıştır. Bu yakın tarihlere kadar bu biçimde sürüp gelmiştir. Akdeniz, birliğini ikliminden, jeolojisinden, yer şekillerinden çok, erkenden kurulmuş ve yaşamını inatla sürdürmüş olan kasaba ve kentler ağına borçludur. Akdeniz kenti, ona canlılık veren bu ağ çevresinde oluşmuştur.

 

 Bu çalışma kapsamında, öncelikle Akdeniz kültürünün tanımı yapılacaktır. İkinci olarak, Akdeniz kentlerinin ortak özelliklerinden yola çıkılarak, Akdeniz kenti tanımlanacaktır. Son olarak; Akdeniz kentinin gelişiminde, Akdeniz kültürünün etkileri tartışılacak; geçmişten günümüze ve geleceğe dönük çıkarsamalarda bulunulacaktır. 

 

 

ANAHTAR KELİMELER: Kültür, Uygarlık, Kırsal Uygarlık, Ticari Uygarlık,     

                                             Akdeniz, Akdeniz Kültürü, Akdeniz Kenti                              

 

SANAT ÜZERİNDEN SAVAŞ ÜZERİNE

 

 

Yrd. Doç. Dr. Ayşegül Güçhan

Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

Türkiye

 

 

ÖZET

 

Doğası gereği barışçıl olan sanatın, uzun tarihi boyunca üstlendiği işlevlerden biri de dönemine tanıklık etmek olagelmiştir. Tarihsel süreçte iktidarın hizmetinde, resmî söylem içinde üretmek durumunda kaldığında bile sanatçının çeşitli yollardan muhalif kimliğini koruduğu ve döneminin ilk elden belgelerini ürettiği; bu nedenle de uyarının en incelikli olanını yaparken salt bir tanıklığın ötesine geçtiği bilinmektedir.

 

Bu ifadelerle çelişir gibi görünmekle birlikte, savaş, sanat tarihinin en erken tarihli örneklerinden başlayarak günümüze değin sanatın vazgeçilmez temalarından biri olarak görünmektedir. İ. Ö. 15.000 tarihinden başlayarak günümüze değin gelen sanatta savaş temasının, günümüze doğru yaklaştıkça çağlara ve dönemlere bağlı olarak salt malzeme ve anlatım biçiminin değiştiği ayrımsanır. 

 

Bu çalışmanın konusunu, İ. Ö. 15.000’lerden başlayarak yirmi birinci yüzyıla uzanan bir zaman dilimi içerisinde savaşın ele alındığı kimi resim örnekleri ile 2003 yılında İstanbul’da iki sanatçının birlikte gerçekleştirdiği ve savaş üzerine gerçekleştirilmiş bir enstalasyon olan “Adsız Ayrıntılar” oluşturmaktadır.

 

ANAHTAR SÖZCÜKLER: Savaş, belgesel, Yunan, Helenistik, Roma, Rönesans, enstalasyon, Erasmus.

 

TOPLUMSAL DEĞİŞİMLERİN SANATA YANSIMASI

 

 

Leyla Varlık Şentürk

AÜ Güzel Sanatlar Fakültesi, Eskişehir/Türkiye

 

 

ÖZET

 

İnsanoğlunun varlığını ortaya koyduğu andan itibaren günümüze kadar geçen süre içerisinde yaşanan sosyal, kültürel, ekonomik ve sanatsal değerlerin aynı olmadığını, toplumdan topluma ve çağdan çağa değişiklik gösterdiğini biliyoruz. Yaşanan ve yaşamın paralelinde ortaya çıkan değer ölçütleri ve ardından da devam eden süreçte bu değerlerin yerini alan farklı değerlerin ortaya çıkması değişimlere sebep olmuştur.

Sanat yalnızca sanatçının kendi içsel değerleri ve sanata bakış açısı ile değil, içinde bulunduğu çağın ve toplumun değer yargıları ile de varolmaktadır. Sanatçı kişi, bu değişimleri, destekleyen ya da reddeden imgeler bütünü içinde, sanatsal ifade dilini kullanarak yapıta dönüştürmektedir. Sanat eseri ise; bu değerleri özünde bulunduran toplumsal bir şekillenme olarak karşımıza çıkmakta ve yaşanan bu değişimleri “kabul“ ya da “red” adına ortaya konan birer bildirim olarak toplumları simgeleştirmektedir.

Tarihsel süreç içinde baktığımızda, resim sanatındaki sanatsal değişimlerin ve beraberinde getirdiği yeni oluşumların, sanatsal ifade dilinde pek çok yeniliklere sebep olduğunu söyleyebiliriz. Sanatın temel kuralları her zaman aynı kalmış, fakat ifade dili ve ulaşılmak istenen amaç her seferinde değişikliğe uğramıştır. Kimi zaman gerçeklik ön plana çıkarken, kimi zaman dinsel inanışlar çerçevesinde ifade gücü önem kazanmıştır. Kimi zaman nesnelerin görünüşleri önem kazanırken, kimi zaman nesnelerin gerçekliği ön plana çıkmış, ışık, renk, biçim, anlatım, mekan kavramlarının ön plana çıkmasının yanı sıra, idealleri ortaya koymak, bilinmeyeni araştırmak, kimi zaman da yeni bir gerçeklik ortaya koymak çabaları yaşanmış ve hatta kimi zaman da yapıtın oluşum süreci ön plana çıkmıştır. Tüm bu değişimler ile birlikte sanat olgusu her seferinde yeniden şekillenmiş, özünde bulundurduğu değerlere yeni anlamlar yükleyerek ifade bulmuş ve toplumlara mal olmuştur.

 

ANAHTAR KELİMELER: Toplum, Sanat, Sanatçı, Sanat Eseri, Etkileşim, Değişim, Dönüşüm.

 

KENTİN RENKLERİ-RENKLERİN KENTİ: ÇEVRE KALİTESİ ÜZERİNE BİR İNCELEME

 

F. Emel Ardaman,

MSU, Faculty of Architecture, Turkey.

Ayşegül Kuruç,

MSU, Faculty of Architecture, Turkey.

Nesrin Dengiz,

MSU, Faculty of Architecture, Turkey.

 

ABSTRACT:

 

In this paper, it is tried to emphasize the significance and the necessity of using “color fact” as an aesthetical value and as a sensory quality in the unevitable changing structure of the urban environment. It is also discussed  its effects on human life in concerning the relations and communication of the architect and other participants (urban planners and designers, engineers, landscape designers, sociologists,  artists, local authorities, users, etc.,) in architectural and urban design process. Depending on these facts, it has been decided to survey the color usage/urban coloring process in a campaign, “İstanbul As Beautiful As Our Home/Evimiz İstanbul Kadar Güzel”, which was started by the Municipality of  Greater City of İstanbul, in different areas of the city. The main common issue which was taken into consideration as important facts in color design process in all basic concerns might be; to determine the criteria in coloring execution and the decisions taken due to the intensions of color usage by the designers  through the whole process.

 

KEYWORDS: Aesthetical Dimension, Color, Quality, Quality Management, Urban Design

 

SIDEWAYS AND BIKEWAYS

 

 

Dr. Emre Gunce

Building and Construction Department,

Ministry of Public Works and Communication, North Cyprus

 

 

ABSTRACT:

 

Streets serve a fundamental purpose of moving motor vehicles while they are capable of much more. Like many cities across in the world, unique town Nicosia is experiencing an increased demand for a multi-modal transportation infrastructure to serve motorists, pedestrians and bicyclists. Nicosia, a divided capital of 39,176 thousand residents has only one checkpoint for the ingress and egress of both pedestrians and bicyclists.  In the light of the current political situation, the city should commit to transportation choices that would provide greater mobility, safer streets, stronger neighborhoods, healthier citizens and hence a higher quality of life for pedestrians and cyclists.

 

Since walking and bicycling are feasible, easy and economic options to driving and also potential for walking and cycle trips, in this paper existing pedestrian facilities and bikeways of Northern Nicosia will be examined to establish the basis of the paper. As a result of the investigation and inventory, the existing multi modal transportation infrastructure (sideways and bikeways) will be analyzed to define the existing problems. Since there is no strategic plan for sidewalks and bikeways in Northern Nicosia, the implementations have been done as individual cases therefore, the analysis will focus on individual cases in Northern Nicosia. Some good examples of Southern Nicosia’s multi modal infrastructure will be referred during this research to promote the continuation of the pedestrian network and policies needed to serve the best interest of the commuting public.

 

KEY WORDS: Multi-modal Transportation, Sideways, Bikeways, Divided Capital Nicosia, Cross Visits

 

 

 Antalya’daki Turizm Yapılarında Kullanılan Tarihsel Öğelerin Görsel Anlam Olarak Değişimi

 

 

Sedef Altun,

AÜ Serik Meslek Yüksek Okulu, Türkiye

Aydın Uçar

AÜ Güzel Sanatlar Fakültesi, Türkiye

 

 

Özet:

Crystal Palace yapısıyla başlayan endüstrileşme hareketi mimaride 1920’lerde modern hareketle vücut bulur. 1972 yılına kadar süren hareket yalnız bölgesel olmayıp tüm dünyayı sarmıştır. Avrupa’da devam etmekle beraber, dünyayı saran petrol krizi, Vietnam savaşı gibi etmenler bu tarihten sonra Amerika’da Postmodern hareketini başlatmıştır. Ülkemizde Cumhuriyetin kuruluşunun hemen akabinde mimaride tercih ettiği üslup modernizim olmuştur. Arada II. Ulusal mimarlık ve 1970’lerden sonra uluslar arası akım varlığını hissettirir. 1980 sonrası ülkede değişen siyasal- sosyal yapı, aynı tarihlerde Avrupa’ya ulaşan postmodern hareket hızlı bir biçimde ülkemizde de etkisini gösterir. Özellikle dünya ekonomisinde oldukça yüksek bir girdisi olan turizm, otantiklik, kültür gibi kaynakların bir tüketim aracı olur.  Ülkemizde bu ekonomik girdiden pay alabilmek için turizmi teşvik ederek hızlı bir yapı üretim sürecini başlatmıştır. Yapılan çoğu yapı yöresel alıntılarla, her şeyin bir arada olduğu biçimlerle bezenir, yöresel kültür öğeleri ile bağlantı kurularak yapılan tanıtımla turizmin tüketimine sunulur.

 

ANAHTAR KELİMELER: Postmodernizm, Turizm, Antalya, Mimarlık, Türkiye

 

TÜRKİYENİN KUZEY-GÜNEY MİMARİSİ ve YAŞAM TARZI

 

Araş.Gör. Özgür ALGAN

KOÜ Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Bölümü

 

 

ÖZET

İnsanlar tarih boyunca yaşadığı çevreyi ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde düzenlenmiş, gelişmiştir. Konutta bu doğrultuda ortaya yaşamış değişik toplulukların etnik ve kültürel farklılıklar mimariye de yansımıştır. İnsanlar yerleşik hayata geçilmesiyle Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde toplulukların yaşayış tarzı ve değişimi yaşanan yerin genel vaziyet planından üç boyutlu yapı kütlelerine dek mimari doku özellikleri ve bu dokunun zaman içindeki dönüşümündeki farklılıklar kendini hissettirir. Bu bölgelerin coğrafi yapısı, inşaat yapım teknikleri, yaşam tarzları, kılık-kıyafet, insan tipleri, maddi yaşam koşulları ve bunların dönüşümüne bağlı kalınarak mimari yapıların kimliğini oluşturmuştur. Mimari öğe olarak bu bölgelerdeki geçmişten günümüze gelinen süreçte konut modellerin mimari özellikleri ile yaşama etkileri irdelenmektedir. 

 

ANAHTAR KELİMELER: Konut, Bölgesellik, Mimari Farklılıklar, Kültür

 

RESTORATION OF TRADITIONAL ARTS IN ARCHITECTURE

 

Ayse Cetin,

DEU Faculty of Fine Arts, Dept. of Traditional Turkish Arts, Turkey

Ismail Ozturk,

DEU Faculty of Fine Arts, Dept. of Traditional Turkish Arts, Turkey

Filiz Adiguzel,

DEU Faculty of Fine Arts, Dept. of Traditional Turkish Arts, Turkey

 

 

ABSTRACT:

 

Many historical works are subject to serious corruption on account of rapid change in our cities. The negative effect of change increases the field impact of the corruption; depending on this, there seems to occur critical corruption in samples of traditional art works existing in architectural bodies. Therefore, conservation studies intend to prevent this corruption with acceleration parallel to that rapidity. On the other hand, the international rules set for the matter of who must do the conservation and how they must do it, mostly cover the disciplines of architecture and archaeology. Nevertheless these rules include traditional arts, but when it comes to restoration, the field of traditional arts has to be conserved by different kind of documentation and restoration techniques.

 

Due to the fact that taking the side plans as architectural details in restoration projects is not an efficient documentation, it is essential to take the plans of traditional art ornaments in 1/1 scale in order to prosecute a healthy analysis. During a restoration process it is usually observed that the places of traditional art works are changed, their patterns are disordered and damaged. This could only be prevented by giving responsibility to experts of traditional arts in restoration works. Thus, then it could be mentioned that there is full control in the production of traditional material and pattern.    

 

KEYWORDS: Traditional Arts, Conservation, Restoration, Architectural Ornament

 

 

PROJE KÜLTÜRÜ

 

Prof.Dr.Orhan Kuntay

Kent Plancısı Özgül Acar

Kent Plancısı Yasin Gülbay

 

 

Bir proje kültürümüz var mı? Aktörler arasında enerjiyi ve düşünme potansiyelini açığa çıkaracak yöntemler üzerinde çalışıyor muyuz? Nasıl ortak bir akıl ile, ortak bir projeyi ortaya koyabiliriz? Kuzey Kıbrıs Bölgesel ve Kentsel Gelişme Projeleri sırasında yaşadığımız deneyimlerimizi, projeyi yönetenler ve projeyi yapanlar açısından, yukarıdaki sorulara yanıt vererek sunacağız.

 

Potansiyellerimizi ortaklaşa harekete geçirip ortak düşünceleri yaratmak ve aktör olan öğrencileri harekete geçirmek çoğu eğitim için önemli olmaktadır. ‘Harry Potter’, ‘Yüzüklerin efendisi’ gibi ütopyanın düşünüldüğü bir dönemde proje kültürümüzün de yeni çağa uyum sağlaması gerekmektedir.

 

Büyük Mimar Sinan, projelerini nasıl gerçekleştiriyordu? Büyük ve engin bir geometriye sahip olduğunu gözlemliyoruz. O muhteşem, ölümsüz eserler nasıl ortaya çıkıyordu? Benzer şekilde İstanbul’daki Topkapı Sarayı nasıl bir hayal gücünün eseriydi? İlginç bir karşılaştırmayı. Hindistan, İstanbul, İspanya’da Elhamra Saraylarının planları arasında büyük yapısal benzerliklerde görüyoruz. Ancak mimari ve süslemelerinde farklılıklar var. ( bkz. şekil 1). Aldo Rosi “Yerin mimarisi, şehirciliği vardır” sözcüğü bu eserlerde doğrulanmaktadır (Rossi, 1981).

 

Ortaklaşa bir projenin oluşturulması nasıl olabilir? Sorusuna dört yanıt verebiliriz

·        Potansiyellerimizi ortaklaşa harekete geçirecek, ortak akıl yaratacak bir organizasyon gereklidir.

·        Proje grubunun anlaştığı ve yerel dinamikleri harekete geçiren onları projeye katılmaya teşvik eden yöntemlerin bulunması gereklidir.

·        Ortaklaşa kazanç sağlayacağımız ve yararını göreceğimiz uygulanabilir bir eylem alanının belirlenmesi önemlidir.

·        Eylem alanında kamu, özel ve halkın katılımıyla projelerin geliştirilmesini sağlamak gerekmektedir.

 

Manuel Castells “The İnternet galaxy” konulu kitabında çağın gereği olarak internet kullanımının önemini vurgulamaktadır (Castells,2001). ‘ Metamorphosis’ sözcüğü internet galaksisini mi hatırlatıyor? Ancak galaksi toplumu çok daha geniş anlam taşıyor; “Dünya Çapında Bir Toplum”, “Aracısız Bir Toplum”, “Karnaval Bir Toplum (Ayyali”, 1996).

 

Ancak İnternet toplumunda “uzlaştırıcı” kim olacak? Sorusunu sormak gerekiyor. Yanıtında ise, insan ilişkileri, iletişim ve proje ekibinin uyumluluğu öne çıkmaktadır. Çünkü farklı ilgi ve aktörler arasında kültür uyuşmazlığı varsa, proje çalışması nasıl uyumlu yapılabilir? Sorusuna yanıt aranması, özellikle Kıbrıs genelinde, önemli bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Alansal kaynakların harekete geçirilme ilkeleri üzerinde toplumun, oturanların ve aktörlerin bir proje içinde nasıl uyumlu hale gelmesi sağlanacaktır. Bunun için;

 

Projenin gelişmesi herkesin bu ortak sistemde yerini bulmasına bağlıdır. Yaratıcı kapasitelerin düşüncelerin, ortak düşüncede kaynaşması bir birlik oluşturmasını bilmemiz gerekmektedir. Bu amaçla Kuzey Kıbrıs çalışmamızı bir örnek olarak sunmak istiyoruz.

 

Örnek Bir Çalışma: Kuzey Kıbrıs Bölgesel ve Kentsel Gelişme Projesi

Çalışma yedi kişilik farklı uzmanlık alanlarına sahip bir jüri ile, yirmi bir öğrenciden oluşmuştur.

1.      Aşama; Proje Konusunun Seçilmesi:

Çeşitli proje alanları tartışılmış ve oylama sonucunda büyük çoğunlukla”Kuzey Kıbrıs” seçilmiştir. Bu aşama çok önem taşımaktadır. Potansiyeller ortaklaşa istenilen bir konuda harekete geçirilmiştir.

2.      Aşama; Kaynakların Toplanması:

Canlı ve her zaman güncellenen kaynaklar konu gruplarına göre ayrı ayrı toplanmış ve bir havuzda birleştirilmiştir. Kuzey Kıbrıs’a gidilmiş ve toplanan kaynaklarla gözlemler arasında farklar, kamu, özel ve yerel toplumla yapılan görüşmelerde giderilmiştir.

 

3.      Aşama; Sorun Ağacı;

Kuzey Kıbrıs’ın sorunları önem sırasına göre bir ağaç oluşturacak şekilde sıralanmıştır. Buradan “Amaçlar Ağacına” geçilmiştir.

 

4.      Aşama; Seçeneklerin Tartışılması:

Seçenek çözümlerin tartışılması Federasyon, Konfederasyon,  Bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Devleti ve Türkiye’nin bir Vilayeti Kuzey Kıbrıs, seçenekleri arasında çözümler ayrı ayrı ele alınmıştır.

 

Bu çalışmalar sırasında çağrılan çeşitli uzmanlar dinlenmiş ve düzenlenen paneller izlenmiştir.

5.      Aşama; Lefkoşa’da Sergi:

Tepkilerin ve önerilerin yerinde izlenmesi, gözlenmesi amacıyla çeşitli grupların çalışmalarının eleştirilmesi, inançlarının ve öngörülerinin yeniden değerlendirilmesi aşamasıdır. Böylece projeye yeniden çeki düzen verilmiş, yaratıcı kapasite ve düşünceler geliştirilmiş, eylem önerileri hazırlanmış, tartışılmış ve ortak olarak kabul edilmiştir.

Tüm bu çalışmalar üç ay sürmüş ve en iyi eylem teklifi veya teklifleri seçilmiştir. Bu aşamalarda en önemli özellik basın ve medya haberleri olmuştur. Hergün, basında çıkan yayınlar, televizyondaki tartışmalar izlenmiştir. Proje geliştirmenin önemli bir kaynağının da medya olduğu bu yayınlarla belirlenmiştir.

 

Bundan sonraki aşamalarda, doğal olarak eylem projelerinin kamu, özel ve toplumun ortak düşüncelerinde, ortak kazançlarında önem taşımasını sağlamak için özel gayret ve tartışma, değerlendirme, gerekmektedir. Bu bir proje kültürüne sahip olmayı gerekli kılmaktadır. Aksi ise, “proje yoksulluğu”dur. Ortak proje üretmeyen toplumların gelişmeleri kolay olmayacaktır.

Aktörler (öğrenciler) açısından durumu değerlendirdiğimizde ise şu yanıtları almaktayız. Kıbrıs gibi kıt kaynak ve olanakları olan küçük ülkeler için tabi ki etkin bir proje kültürü gereklidir. Stüdyomuzun her safhasında eğitimini aldığımız ve bumu gösterme olanağı bulduğumuz eylem projelerimiz sadece bizim bireysel bir ürünümüz değil bu kültürle yoğrulmuş ortak düşüncelerimizin, tartışmalarımızın yorumlarımızın yansımalarıdır.

 

Çalışmanın her aşamasında katılımcı, zamanda hap solmayan değişimlere ayak uydurabilen, düşünme potansiyellerimizi devamlı artırmaya yönelik yaratıcılığımızdan bir şeyler kattığımız , çalışmanın hiçbir zaman külfet olmadığı bir ortamda  tamda tanımlandığı gibi bir kültürle bu projeleri hazırladık. Kıbrıs bütününde başlayan macerada her ne kadar kentsel sorunlara bireysel çözüm önerileri arasak ta sistemden kopmadan potansiyellerimizi harekete geçirecek stüdyo bütünüyle devamlı etkileşimde kaldık.

 

Böyle bir yaklaşımda ürettiklerimiz de ortak proje kültürümüzün izlerini taşıyordu. Lefkoşa kenti bütününde 1/25000 ölçekten 1/1000 kentsel tasarım aşamasına kadar proje katılıma açık, yerel dinamikleri harekete geçiren, kamu özel ve tüm halk için yapılan,bölgenin potansiyellerini en iyi şekilde değerlendirmeye yönelik bir yol izledi. Tüm bu bilgiler çerçevesinde projenin temel sorunsalı ve bu sorunsala yönelik çözüm arayışları şu şekildedir.

 

KENT MERKEZLERİNİN DÖNÜŞÜMÜNDE KULLANILABİLECEK YÖNTEMLER

 

Prof. Dr. Cüneyt Elker

Çankaya Üniversitesi, Türkiye

 

ÖZET

 

Kentsel etkileşim biçimlerindeki değişme ve ulaşım-iletişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişme başta olmak üzere, bir çok etmen geleneksel kent merkezlerinin giderek başkalaşmaya uğramalarına ve alışılagelmiş işlevlerini yitirmelerine yol açmaktadır. Bu süreç sonucunda, kent merkezlerinin büyük bir bölümü içi boşalmış ve/veya boşalan yapıların merkeze yabancı işlevlerle dolduğu bir mekanlar yığınına dönüşmektedir.

 

Oysa, söz konusu alanlar bir kentin algılanmasında ve kimliğinin oluşumunda en belirleyici etkenlerdir. Bu kentsel alanların mekan kalitesini arttırıcı –iyi niyetle hazırlanmış- imar planı veya kentsel tasarım gibi fiziki planlama içerikli eylemler çoğunlukla istenilen hedefe erişilmesine yetmemektedir. Bu tür planların raflarda kaldığı ve hiçbir zaman hayata geçirelemediği örnekler pek çoktur.

 

Etkili bir dönüşüm için, anılan planlara ek olarak diğer mekanizmaların da herekete geçirilmesi gerekmektedir. Bu mekanizmaların başında fiziksel planlama araçları gelmektedir. Kentsel yapılaşmayı şekillendiren güçler iyi tanımlanıp birbirini destekler biçimde kullanılması halinde istenilen dönüşümü gerçekleştirebilecek etkili araçlar elde edilmiş olur.

 

Ayrıca, yaratılan fiziksel olanaklara ek olarak, gelişmenin öngörülen hız ve disiplin altında oluşmasını denetleyecek bir yönetim ve örgütlenme modelinin, yaratılan fiziksel dürtüleri desteleyecek sermayenin harekete geçmesini kolaylaştıracak bir yatırım ve finansman modelinin ve mevcut mülkiyet dokusunu çağdaş bir kent merkezi geliştirilmesine engel oluşturmayacak bir biçime çevirecek bir mülkiyet dönüşüm modelinin planlanarak eşgüdüm içinde devreye sokulması gerekmektedir.

 

Bildiride bu dönüşüm modelleri, yanıtlamaya çalıştıkları sorunlar, gerekçeleri ve olası etkileri açısından tartışılmakta ve Ankara merkezi iş alanları örneği aracılığı ile açıklanmaktadır.

 

ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kentsel Dönüşüm, Yönetim ve Örgütlenme Modeli, Yatırım ve Finansman Modeli, Mülkiyet Dönüşüm Modeli, Kent Merkezleri, Ankara Merkezi İş Alanları

 

Processes of evolution from Mazagão to El Jadida

 

Jorge Correia

DAAUM Departamento Autónomo de Arquitectura da Universidade do Minho, Portugal

 

 

ABSTRACT

 

This paper analyses the Portuguese former town of Mazagão through the thematic trilogy proposed: momentum, metamorphosis, manifesto. Mazagão rests on the extreme west of the Mediterranean universe, facing the Atlantic Ocean. Nowadays, Mazagão corresponds to the Cité Portugaise neighbourhood in the city of El Jadida, Morocco, and offers a continuous succession of political facts and morphological transformations since at least the end of the 15th century.

 

Different phases of evolution are associated with different denominations, from a site to a castle, from a fortress and town to a neighbourhood, today this small area of El Jadida global surface struggles between its recent decentralism and the inherent cultural and architectural heritage that it represents, not only in Morocco, but for the whole world.

 

The study carried out offers privilege keys to an accurate evaluation of this fortified urban nucleus and, therefore, for the strategies of preservation and development, establishing bridges between an architectural history survey and the social tissue present here.

 

KEY WORDS: Mazagão, Portuguese town, castle, fortress, heritage, North Africa

 

THE USAGE OF GEOGRAPHICAL INFORMATION SYSTEMS IN THE URBAN PLANNING PROCESS

 

 

Dr. Müh. Alb. Halil AKDENİZ

General Command of Mapping, Photogrammetry Department, Turkey

Yr.Doç.Dr.Halil İbrahim AYDINLI

Cumhuriyet University, Faculty of Economics and Administrative Sciences, Departmant of Public Administration, Turkey

 

 

 ABSTRACT

 

In the city, country and region planning which have aspects of economic, social, political and geographical, it is discussed two sided vertical communication of the data and information. On the other hand the data picked up in local level are evaluated and transmitted into the central administration to use in the process of making a decision; on the other hand the decisions which are formed as the aspect of economic is dominant, can be reflected into the place with the aspect of geographical urban planning which is dominant.

 

The developments in computer technologies reflect the structure of economic, social and political directly and indirectly. This direction the technologies of photogrammetry, for away perception, global position system: GPS and by means of the new possibilities which geographical information system provide the combination of their data bases: The periods of collecting data in land and actualization become short, In the result of the decisions of usage of land which are brought, by planning getting model or seen physical structure can be done, the data which forms in the result of planning are applied directly and the data which are collected in land can be transferred into numerical environment, combination of the plans of city and countryside with the plans of region and country can be done.

 

In this study conceptual, administrative and legal dimension of urban planning; using GIS by reaching from gathering data, evaluation applying to architectural project of urban planning and using GIS will be searched with photogrammetry for perception and GPS technologies which come together with GIS focusing on ability and its restriction, today and in the futures building of NIS (national information system) which is important step posing to e-state will be searched. Besides it is focused on production relations related with information society and there will be some projects about cities in the future and urbanization.

 

A STUDY ON THE ARCHITECTURAL IDENTIFICATION AND THE ART OF THE STRESS DISTRIBUTION OF ST. GEORGE OF THE LATINS IN FAMAGUSTA

 

Mehmet Under

EMU Faculty of Architecture, North Cyprus

Munther Mohd

EMU Faculty of Architecture, North Cyprus

 

 

ABSTRACT

 

St. George of the Latins in Famagusta is one of the remarkable ruins, which has been suffered from several earthquakes, violent winds, and battering by artillery during the famous siage of Famagusta by the Turks (1571). As a result of the siage, the vaulting of the south side and the roof of the Gothic architecture completely collapsed, however the northern side of the church and the three-sided apse were not damaged.

 

This paper intends to prepare a complete architectural modelling that is necessary for any further study of St. George of the Latins, such as restoration, or reasons of collapse.

 

To achieve this, a site visit has been done, and a complete architectural survey including all the dimensions related to plan, elevations, sections, and some necessary details has been prepared, moreover the material that has been used in construction of the church was tested in the Laboratory and the properties of that material were calculated, then using a structural computer software a complete architectural modelling was constructed and analyzed.

 

As a result of this analysis the art of the stress distribution and the architectonic components of the structural system are discussed for the different architectural forms.

 

KEY WORDS:  Architectonic, Art, Form, Stress Distribution, Modilling, collapse. 

 

THE OPTIMAL STRUCTURAL SYSTEM SELECTIONS FOR FAMAGUSTA

Assist. Prof. Dr. Munther MOHD

EMU Faculty of Architecture, North Cyprus

Mustafa DINSEV

EMU Faculty of Architecture, North Cyprus

 

ABSTRACT

The architect’s primary responsibility lies with the design of buildings which are enclosures for human activities. However, building do not exist in isolation, they exist in a spatial, behavioral, and perceptual context. Thus the architect has a direct responsibility for the relationship between building design and building site.

 

This paper is an introductory survey of the factors that effect the selection of building optimal structural system in Famagusta. The major aim for this study is the concern with the main natural factors that can be presented by climatic conditions, soil properties, and seismic hazard as well as the selection of the optimal structural system for the given site. This research is done to encourage architects to consider all the environmental factors, and types of structures, in the early stages of design, by showing them the major effects of those factors on their design quality, and direct them to solutions of problems related to these factors.

 

KEY WORDS: Optimal Structures, Famagusta, Climate, Earthquake, Soil.

 

ADVENTURE OF CINEMATOGRAPGIC MODIFICATION AND TRANSFORMATION IN ORIGINAL GEOGRAPHY OF THE MEDITERRANEAN CULTURE

 

 

Ass. Prof. Ragıp TARANÇ

 

Dokuz Eylül University, Faculty of Fine Arts

 

 

 

 

 

ABSTRACT

 

It is possible to find all of the origins of western civilization in fertile lands of the Mediterranean specifically in the Anatolia and the Middle East. For the Mediterranean men, the concept of time will disappear if there is not a change, a work and a conflict. Meaning-expression relation of the visual super display of artistic skills that is crucial in determination of the Mediterranean cinema is met with the spectators as the cultural codes and the symbols that contain identity information of the national cinemas. We should limit these Mediterranean cultural codes on the basis of the cinemas of these countries of the region: war and life struggles, limited environment & ordinary small town people, tradition and custom, violence and eroticism.

 

In all of these films, the concept of “Madonna and prostitute” is observed with its tragicomic dimension. The history problematic of structural codes in the Mediterranean cinema and the discussion of it from ideological perspective is crucial in the relation between cinema and culture. The symbols of the codes that are derived in a cultural manner and shared by the arts are expressed in the staging including its reality dimension and it again proves us that how various ancient Mediterranean symbols were presented by expressive characteristics of the cinema. The Mediterranean movie makers represent a culture that transforms the tragedies to the comedies. The Mediterranean man (southerner) trying to find the tragedy in the comedy.

 

 

KEYWORDS: The Mediterranean, Cinema, Culture, Religions, Tradition, War, Eroticism, Tragicomic. 

 

 

ANALYSIS OF FIVE MORNING FASILS SPECIAL TO CYPRIOT TURKISH CIVILIZATION IN THE CONTEXT OF CHANGE & MODIFICATION AT THE CORE OF THE RELATIONS BETWEEN MEDITERRANEAN CULTURE AND THE MUSIC

 

Ass. Prof. Berrak  TARANÇ

Aegean University, State Conservatory of Turkish Music, Fundamental Sciences, Department of Turkish Art Music

 

 

ABSTRACT

 

The Mediterranean seems to be like a combination of three diverse cultures, three grand and living civilizations and their completely different ways of thinking, eating, believing and living. Cyprus Island has not only the Turkish culture, but also Greek culture that possesses some similarities with the first one and thirdly it includes English codes that represent Anglo-Saxon culture trying to control these two cultures according to its own benefits. As for the subject of my research, I chose the folk songs of the island which are sang and played among the women and accompanied by “incesaz” (traditional Turkish instrumental group) at the kınagecesi (traditional Turkish pre-wedding celebrations) after midnight until hennaing and which are called “Morning Fasils” because of this reason.  In addition to the analysis of the morning fasils with their musical elements, when we examine their lyrics we can mention about cultural change, modification and development process as a result of the interaction between the cultures. In this context, it is our purpose to examine the cultural motifs of the Turkish folkloric music on the island that belongs to Mediterranean music and the motifs existing in civilization concept with its roots in the musical universe.

 

Most important characteristics of the morning fasils are that they are played accompanied by “incesaz” (traditional Turkish instrumental group) that is used in Turkish Art music.  Although the morning fasils are the elements of Turkish Folk music, accompaniment of them by the incesaz (traditional Turkish instrumental group) is the most important prove of the development, change and modification in the Mediterranean culture. The island is important for the women because of its mythology.  Morning fasils emphasize the voice of the women on the island where Venus was born.  Wedding, funeral ceremony; sarılalım gel yatalım bir can gibi (let’s embrace and go to the bed like a single soul) (the fourth fasil).

 

The cultural musical motifs of Cypriot Turkish civilization that were constituted in close interaction with  the Mediterranean civilization are: Conflicts between religions and impossible loves,, amazing of daily life, the island and its limitations over the emotions, violence and eroticism, development, change and transformation of Christian components to Muslim elements. These five fasils form a system in which there is not an approach to list in order the songs that have the same makams just like in our traditional Turkish composition music. In other words, these five fasils that accompany to the amusement of women in traditional Turkish pre wedding celebrations are very important in the contexts of change, transformation and expression on the Cyprus Island.    

 

KEYWORDS: The Mediterranean, Cyprus, Turkish Culture, Morning fasils, music, pattern, style, lyrics.

 

KIBRIS’IN ANTİK DÖNEM KENTLERİ SOLİ VE SALAMİS’TEN GÜNÜMÜZ GAZİMAĞUSA KENTİNE REFERANSLAR VE ELEŞTİRİLER

 

 

Zehra ÖNGÜL,

Lefke Avrupa Üniversitesi, Kuzey Kıbrıs

Asu TOZAN,

Doğu Akdeniz Üniversitesi, Kuzey Kıbrıs

 

 

ÖZET:

Çalışmada, günümüzde Kuzey Kıbrıs’ın en önemli ticaret limanına sahip olan Gazimağusa kentini, Kıbrıs’ın önemli Antik Dönem Kentleri olan Soli ve Salamis’i kentsel yerleşim, işleyiş, değişim, dönüşüm anlamında karşılaştırma ve değerlendirme yer almaktadır. Soli ve Salamis kentlerinin Antik dönem özellikleri saptanmış, bu belirlenen özellikler doğrultusunda Gazimağusa tartışılmıştır.

 

Antik dönemde görülen bazı kent yerleşim özelliklerinin Gazimağusa’da da dönüşerek devam ettiği karşımıza çıkmıştır. İşlev ve kent yerleşimindeki yeri ile agora; liman ve agorayı bağlayan yolun ticaret işlevleri barındırması ve kentin kalbine bağlanan ana aksı oluşturması saptanan ilginç ortaklıklardır. Fakat ölçeği kontrolsüzce büyümeye devam eden Gazimağusa’nın sur dışındaki gelişimi ile yüzyıllardır deneyimler ve düşünsel veriler  aktarılarak oluşturmuş kent planlcılığı alanından gerektiği kadar yararlanmadığı görülmüştür.

 

Kısaca, Antik dönem ve günümüz liman yerleşimlerinde örtüşen noktalarda “süreklilik” boyutları ve nedenleri, ayrışan noktalarda ise “değişim, dönüşüm” boyutları Gazimağusa kentine odaklanılarak ele alınmaktadır.

 

ANAHTAR KELİMLER: Antik Kıyı Kentleri, Soli, Salamis, Gazimağusa, Aks, Agora, Liman

 

 

KÜRESELLEŞME ÇAĞINDA KENTLERİN TARİHSEL-KÜLTÜREL KİMLİKLEİNİN KORUNMASI SORUNU

 

H. Perihan Kiper

Şehir Y. Plancısı, Ankara, Türkiye

 

 

ÖZET:

Doğal ortamlar, o doğal ortamlar içinde filizlenip yeşeren toplumsal ilişkiler ve zamanla insanoğlunun bu ilişkiler sonucunda oluşturduğu fiziksel ve kültürel ortamlar bir bütün olarak çevre değerlerini oluşturur. Çevre sorunları geçtiğimiz yüzyılın uluslararası gündeminde önemli bir yer tutmuş olup çevre değerlerinin korunması yönünde bilinç ve duyarlılık artmıştır. Kentlerdeki doğal ve tarihi-kültürel değerlerin korunması konusu da, bir yandan yerel-bölgesel ve ulusal kimliği oluşturmanın bir aracı olarak görülmüş, diğer yandan da; bu değerlerin insanlığın ortak mirası olduğu vurgulanarak küresel sorumluluktan söz edilmiştir. Ancak, özellikle 1980’ler sonrasında ivme kazanan küreselleşme sürecine koşut olarak kentsel kimliklerin korunması sorunsalı da farklı bir boyut kazanmaktadır. Tek kutuplu dünya savı ile ortaya atılan bu süreçte, kentler fiziksel çevreleri, yönetim biçimleri ve toplumsal yaşam biçimleri ile giderek birörnekleşirken, özgün yerel değerlerin ortaya çıkarılarak korunmasının da uluslararası sorumluluk olduğu söylenmektedir.

 

ANAHTAR KELİMELER: Tarihsel-kültürel Kimlik, Kent Kimliği, Küreselleşme, Koruma, Doğal-yapay Çevre.

 

WATERFRONT DEVELOPMENT IN THE MEDITERRANEAN

 

Michael Stanton

Mateo Eiletz

Scott Wall

 

The American University of Beirut, Faculty for the University of Venice School of Architecture at the Magazzini Frigoriferi

 

 

Abstract

 

This project at the edge of the Adriatic responds to that position by material and figural actions. It also recognizes the city at its back, a city that is touched in a unique way by the sea. Perhaps the relation of Venice and the sea has been over-articulated. Perhaps too many words, paintings, musical compositions, films - passionate discourses of all sorts - have been generated by this extraordinary union of water and urbanism. This project, through an architectural proposal, tries to dodge nostalgia and kitsch - Venetian maladies. By linking the treatment of the water-edge to certain civic expedients it rephrases the poetry of Venice, not by producing prose, but by recognizing the prosaic facts that assemble in this fantastic place. The sea is a constant that links all human endeavors at its edge. Thus this proposal, although for a most special site, is also for the myriad historic and modern environments on the coast of the Mediterranean.

 

 

DOĞU AKDENİZ HAVZASI VE ÇUKUROVA’DA, TARİH ÖNCESİ ÇAĞLARDAN  GÜNÜMÜZE BİR MİMARİ GELENEK: DAL ÖRGÜ AHŞAP YAPI TEKNİĞİ, “HUĞ” EVİ* 

 

 

Z.Hale Tokay,

MSÜ Mimarlık Fakültesi, Türkiye

 

 

ÖZET:

 

Üzerinde bir çok uygarlığın yer aldığı Anadolu topraklarında her yöre, iklim koşulları yerleşme alanının özellikleri , yerel malzeme olanakları ve toplum yapısı ile kendine özgü niteliklere sahip bir konut mimarisi geliştirilmiştir.

 

Ahşap,saz ve çamur kökenli organik malzemeler kullanılarak yapılmış geleneksel bir konut mimarisi örneği olan Huğ Evi, Çukurova Bölgesinde ve Doğu Akdeniz Havzasında, özellikle Adana, Mersin ve Tarsus çevresinde görülen bölgeye özgü en eski ev tipidir.

 

Bu yöresel mimari ve geleneksel yapım tekniği, kesintiye uğramadan 20.yy’a kadar geliştirilerek kullanılmış, fakat ne yazık ki çeşitli nedenlerden dolayı günümüzde sayıları çok azalmıştır. Bu nedenle, bu yapıların günümüzde çok az sayıda kalmış örneklerinin, koruma altına alınması gerekmektedir.

 

ANAHTAR KELİMELER: Çukurova, Doğu Akdeniz Havzası, Geleneksel Yapım Tekniği, Huğ Evi, Yöresel Malzeme, Kerpiç, Ahşap, Kamış (Kargı)

 

 

20. Yüzyıldan 21.Yüzyıla Geçİş Sürecİnde Kamusal Alan ve Kamu Yararı Kavramları: Hayek, Friedman, Buchanan’a Göre Kentsel Mekandakİ Dönüşümün Çözümlemesİ ve Kent Planlama Bağlantıları

 

Kübra (Cihangir) Çamur,

Gazi Üniv. Mühendislik-Mimarlık Fakültesi,Türkiye

 

özet:

 

Teknoloji alanındaki ilerlemenin üretim sistemlerini ve yaşam tarzlarını değiştirmesi / dönüştürmesi ve  yeniden biçimlendirmesi süreci, fiziki ifadesini mekanda;  ideolojik ifadesini ise yeni liberalizmde bulmaktadır. Bu çalışmanın içeriğini, yeni liberalizmin 20.yy savunucuları Frederich A. Hayek başta olmak üzere, Milton Friedman ve James M. Buchanan’ın  geliştirdiği paradigmalar bağlamında, kamu yararı, kentsel mekan ve planlamadaki değişiminin düşünsel altyapısını netleştirmek oluşturmaktadır. “Kamu ve kamusal”a olumsuz yaklaşımla özdeşleşen yeni liberal politikalar, gelişmekte olan ülkelerin sosyo-ekonomik yapılarını ve planlama süreçlerini olumsuz etkilemekte; planlama yadsınarak gerçekleşen kentleşme, yapılaşmanın ötesine geçememekte; ve bu durum kamusal alanı daraltarak  yaşam kalitesini düşürmekte; kentin farklı parçaları arasındaki gelişmişlik farklarını artırmakta ve kentsel mekandaki eşitsiz gelişmeyi ivmelendirmektedir. Bugün gelinen noktada, liberalizmi veya yeni liberalizmi savunanların önerileri doğrultusunda uygulanan programlar, azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ötesinde, gelişmiş ülkelerdeki uygulamalarıyla da ciddi olumsuzluklara yolaçmış  bulunmaktadır. Yeni liberalizmin, kamusal alanı piyasa lehine daraltarak her türden sorunu çözeceğine dair öngörüsü gerçekleşmemekte;  kamunun sosyal adalet sağlayıcı rolünün azaltılmasına paralel, varolan kentsel eşitsizlikler (mekansal, ekonomik ve sosyal) daha da  büyümektedir.

 

ANAHTAR SÖZCÜKLER:  Yeni liberalizm, Kent Planlama, Kamusal Alan, Kamu Yararı, Kentsel Mekanın Değişimi, Hayek, Buchanan, Friedman.

 

 

CYPRUS WITHIN THE VISION OF DANTE

 

 

 

Neşe Yıldıran

YU, Faculty of Arts and Sciences, Turkey

 

 

ABSTRACT:                  

 

Dante Alighieri, the Florentine poet who is known with his masterpiece, The Divine Comedy, which has been formed as a very long poem telling about the poet’s imaginary journey from Hell upto Heaven, expresses his vision of Cyprus within this particular work. The poem has divided into Cantos which were collected in three major volumes: Inferno, Purgatorio and Paradiso. The island of Cyprus and the two chief cities, Famagusta and Nicosia, take their places twice with the Cantos in which their names were mentioned. First the island of Cyprus is seen in Volume 1: Inferno, Canto XXVIII, the lines 82-84, while the cities, Famagusta and Nicosia, are storied in Volume 3: Paradiso, Canto XIX, the lines 145-148.

 

As an intellectual of 13th century, Dante has shared the political ideas and ethics of his contemporaries. Especially the approaches of St. Thomas Aquinas on the basis of condemning tyranny, rejecting usuary, and, despising commercial activities, had         became very influential over him. The island of Cyprus, as a trade centre which symbolising the material world with the things she recalls, was definitely not appealing to him, at all. Besides, as a political character, he has taken the ones who threaten the Italian rule in the Eastern Mediterranean, either French or Muslim, rather negatively. That is why the image of Cyprus proposed by him, associates with a fake Heaven within Hell where exposed a moral decadence, and justifies the Genoese invasion which is going to come by awakening a Christian sentiment.

 

KEY WORDS:  Dante, Divine Comedy, Cyprus, Famagusta, Heaven, Hell

 

POPULAR CULTURE, ART, CITY: SENSITIVITY, NAIVITÉ, RESISTANCE and REACTION

 

Dr. Aytanga Dener

ITU, Faculty of Architecture, Turkey

 

 

ABSTRACT:

 

The cities are complex systems where people live together and share the tasks. In this regard, there are different groups whose benefits contradict in varying ways. They struggle both for capital and space and try to dominate the others. The ones who govern money have the power to reflect their tastes to the space. However, the subordinates show reaction to them in their own ways. They even affect the dominant culture by their ideologies, aesthetic values and other concerns. Both groups differentiate and bring certain dynamism to the space. They form the hybrid structures that interest the power-bloc as well as peoples. Istanbul is a great metropolis in a developing country, which conveys many paradoxes. The economy integrated to capitalist system appeal the rural people who can not adapt themselves to the city. This situation builds the conflicts. The new comers want to exist in the city participate in the economy and express themselves culturally. They create the necessary instruments to sustain their lives in the city in spite of the hegemonic powers.

 

KEY WORDS: Hybrid structures, reaction, city, space, culture

 

STRATEGIES TO ENHANCE THE QUALITIES OF TWO TRADITIONAL QUARTERS IN KYRENIA –LIMAN ARKASI, TURK MAHALLESI- FOR TOURISTS ATTRACTION

 

Mukaddes Faslı ,                                               

Nil Paşaoğulları

EMU Faculty of Architecture, Famagusta

 

 

ABSTRACT:

 

It is aimed in this paper to analyze two traditional quarters in Kyrenia-Limanarkası and Türk Mahallesi- both physically and functionally in order to develop strategies to enhance their qualities for tourist attraction. In this respect, initially, a brief description of the case study area is given. Then, as a result of the observations and the analysis, characteristics and the problems of the area are put forward. Following that, strategies are developed in the lights of the collected data to enhance the qualities of these areas and attract more tourists there.

 

KEYWORDS: Traditional quarter, Tourist attraction, Kyrenia, LimanArkası, Türk Mahallesi, Strategies

 

23 NİSAN SONRASI KUZEY KIBRIS’IN MEKANSAL ÖRGÜTLENMESİNE İLİŞKİN BİR MODEL ÇALIŞMASI

 

Araş.Gör. Özgür Göçer

Beykent Üniversitesi, Mühendislik Mimarlık Fakültesi, İstanbul

 

Dr. Öğr. Gör. Kenan Göçer

Beykent Üniversitesi, Mühendislik Mimarlık Fakültesi, İstanbul

 

 

ÖZET:

 

23 Nisan  2003 tarihinden sonraki serbest geçişler ve Şubat 2004 sonrası müzakere görüşmeleri, ümit endişe ve  belirsizliği beraberinde  getirerek  oldukça hızlı gelişmelere ve değişmelere gebe kalacak bir süreci de başlatmıştır. Bu çalışma da amaç, söz konusu sürecin sancısız geçmesi için  nüfusun ve mekanın rolüne ve işlevine yönelik olumlu ve olumsuz senaryolar çıkarmaktır. Kuzey Kıbrıs, kısa sürede varolan nüfusunun yarısından fazla sayıda göç hareketiyle karşılacak tır. Bu durumun yaratacağı sonuçların barış sürecini olumsuz etkilememesi  konusunda getirilen öneriler bir model kurularak geliştirilmiştir. Model, toplumsal yapının ve mekanın bütünlüğünü savunurken aynı zamanda değişime ayak uydurmanın da çözümlerini bulmaya çalışmaktadır. Modelde değişken olarak ele alınan parametreler (demografik, sosya kültürel, ekonomik), değişimin sınırlarını çizmekle kalmayıp, mekansal yapının hatlarını da belirler. Model, çeşitli etkilerle değişmeye zorlanan ve kısmen stabil konumda bulunan yerleşimlerin çeşitli etkilere maruz kaldığında kendisini bekleyen sorunların ve yeni açılımların analiz edilmesi açısından önem taşır. Demografik yapı bağımsız değişken olaral dikkate  alınmıştır.

 

Çalışmada, Kuzey Kıbrıs’ın elinde bulundurduğu zenginliklerle, yeni politikalar sonucunda atılan adımların Kuzey Kıbrıs’a kazandıracakları veya kaybettirecekleri, mekansal izdüşümleriyle açıklanmaya çalışılmıştır. Amaç, değişimin nedeni ve büyüklüğü ne olursa olsun, sınırlarını saptamak ve mekansal etkilerini ortaya koymaktır.

 

Sonuç olarak;  Ada kuzeyinin sadece güneye göre değil;  tüm Doğu Akdeniz’in en az yoğunluklu sayfiye yeri avantajının korunması gerektiği ve kalıcı barış ile koruma imar planı ilişkisi vurgulanmıştır.

 

 

ANAHTAR KELİMELER: Mekansal değişim, Nüfus hareketleri, Sosyal ve Ekonomik yapı, Koruma

AKDENİZ’DE MİMARLIK TEORİSİ VE PRATİK: AKDENİZ VE İSLAM MEDENİYETLERİ BAĞLAMINDA TURGUT CANSEVER’İN AKDENİZ PROJELERİ

 

Halil İbrahim Düzenli,

KTÜ Mimarlık Bölümü, Türkiye

Ertuğrul Aydın

DAÜ Türkçe Eğitimi Bölümü, KKTC

 

 

ÖZET:

 

Akdeniz, üç kıtanın birleştiği noktada bulunduğundan dolayı her zaman istisnai durumunu korur. Afrika’daki Tell dağı, Lübnan dağları veya Anadolu yaylası hep aynı arazi yapısına benzer. Akdeniz’in hemen hemen her tarafında dağlar, sahiller, bağlar, zeytinlikler ve diğer verimli arazi noktaları vardır. Akdeniz medeniyetini oluşturan unsurlar arasında ise Avrupa, Mağrip, Doğu Akdeniz coğrafyalarını içine alan, Musevilik, Hristiyanlık, İslâm ile yoğrulmuş bir çeşitlilik görülmektedir. Ayrıca, Yunan diyalektiği, Roma hukuku, Arap bilimi, Katalan şiiri, Rönesans ve İspanya Akdeniz medeniyetinin diğer unsurlarıdır. Bu anlamda, Atina, Roma, Kudüs, İskenderiye, İstanbul, Venenik, Cenova gibi şehirlerin bir Akdeniz ruhu taşıdıklarına şüphe yoktur. Gérard de Nerval, Guvtave Flaubert ve Andre Gide gibi yazarların kaleminde Akdeniz, uygarlığın dayandığı yüksek kültürün derin kaynağı olarak tespit edilir.

 

Bu çalışmanın amacı, Akdeniz’e kıyısı olan dört Akdeniz kentindeki (Muğla, Antalya, Mersin, Beyrut) mekan kimliği (place identity), mekan kimliğiyle bağlantılı olarak yapılı çevredeki İslâmi ve Akdeniz’e ait bileşenler ve modern bir aktör olarak mimarın bu bileşenlerin oluşum sürecine katkısı/katılımı (individual autonomy) gibi üç temel problemi, karşılaştırmalı bir mimari çerçeve analizine tabi tutarak araştırmaktır. Bu analiz, Turgut Cansever’in yukarıdaki kentlerdeki kültür ve ticaret merkezi, tatil köyü, konut yerleşmesi, sualtı arkeoloji enstitüsü gibi uygulama projelerinin yanısıra, ev ve han gibi restorasyon projelerini de kapsamaktadır. Ayrıca, araştırmada, Cansever’in bölgedeki üniversite ve kongre merkezi gibi öneri projelerinden de faydalanılmıştır.

 

Turgut Cansever’in Anadolu yaylasının Akdeniz kıyılarındaki yerleşim bölgelerinde yaptığı projeler, onun kendi mimarisini tanımlarken kullandığı “İslâm medeniyeti, geleneksel çevre ve yerel şartlar” gibi bir kuramsal altyapının dahilinde, problem edinilmiştir. İşte, bu araştırma, Akdeniz’deki anıtsal İslâm mimarisi ile yerel koşulların/geleneklerin tanımladığı sivil mimarinin, modern dönemin bir aktörü olarak “mimar”ın koordinasyonuyla nasıl bir araya getirildiğini incelemektedir.

 

ANAHTAR KELİMELER: İslam Medeniyeti, Akdeniz Medeniyeti, İslam Mimarisi, Akdeniz Mimarisi, Turgut Cansever

 

AKDENİZ İMGESİ

 

Doç, Dr. Sercan özgencil Yıldırım

Beykent Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi-Mimarlık Bölümü

Sıraselviler 111- Taksim , İstanbul

 

 

ÖZET

 

Sempozyumun teması olan AKDENİZ kavramının değişim, dönüşüm ve bildirimini farklı ölçeklerde yanyana getiren Kent, Mimarlık ve Sanat yaklaşımının bağlamı anlam olan bir sorgulamayı gerektirdiği açıktır. Anlam, postyapısalcılara kadar ihmal edilmiş bir kavramdır. Arendt ; “ 18 yüzyıldan itibaren gerçeklik alanından kopan kültür ve sanatın yerini biçim ve üslubun aldığını, anlamın ise dışlandığını vurgulamaktadır. Bu yaklaşım doğrultusunda, Akdeniz  bir biçim ve uslup belirleyicisi olarak karşımıza çıkmaktadır. “ Akdeniz mimarisi” tanımı bu biçimsel değerlendirmenin sonucudur ve bir üslup belirlemektedir. Dondurulmuş biçimler, motifler, sabitlenmiş renkler bu üslubun temel özellikleridir. Bu sabitlenmiş biçimler, hiçbir gerçeklik alanına tutunmayarak , anlam oluşturma süreçlerinden uzak, boş nesneler haline gelmektedir. Böylece, sabit biçimler, akdeniz mimarisini sürdürmek adına, değişime ve dönüşüme uğramadan sürekli tekrar edilmektedir.

 

Toplumsal, kültürel ve yerel coğrafyaya ait olana biçimsel yaklaşmak , biçim üzerinden dondurarak kalıcı hale getirmek , bir üslup problemi olarak ele almak , donmuş biçimleri okumak için estetik kriterler geliştirmek, günümüzde tartışılan konuların başında gelmektedir. Donmuş biçimler üzerinden kalıcı hale getirilmeye çalışılan, tarihsel ve kültürel kodlar Nostaljiler üretmekten öteye geçememektedir. Bu noktada, Benjamin, Willes ve Adorno’nun Nostaljilerin tehlikesi konusunda yaptıkları uyarı önem kazanmaktadır; Yaşanılan zamanın reddi anlamına gelen nostalji , değişimin ve dönüşümün önünde ciddi birer engel oluşturmaktadır. Yeninin oluşmaması, geçmişe ait sahte bir dünyanın yaratılmasına neden olmaktadır. Bu durum, tüketim toplumunda, yanlızca kitle eğlence endüstrisinin işine yaramaktadır. Akdeniz’i bu olgu dışında tutamayacağımız gibi, en çok etkilenen coğrafyaların başında geldiğini bile söyleyebiliriz. Akdeniz coğrafyasının, tüketim nesnesi haline gelmesi sonucunda, değer oluşturan tüm farklılıkların ortadan kalkacağı açıkdır. Çünkü, küreselleşen dünyada, yerel olan kışkırtılıyor gibi görünsede, bir aynılaşma sürecinin yaşandığı tartışılmazdır. Bunun sonucunda, sınırsız mekan duyumu ve zamansız bir enformasyon yaratılmaktadır. Bu bağlamda, küresel düzlemde hakim sınıfların kodları geçerlilik kazanmaktadır. Bu kodlar, farklılıkların ifadesini  kışkırtıyor-muş gibi görünsede tek bir toplum yapısını hedeflemektedir. Bu toplum “ kitle toplumu” olarak adlandırılmaktadır. Kitle toplumu ve kültür arasındaki ilişkiyi sorunsallaştıran Arendt, Kitle toplumunun küresel eğlence endüstrisi tarafından yönlendirildiğine dikkat çekmektedir. Bu bağlamda, kültürel olan değerler, eğlence endüstrisine hizmet eder hale gelmektedir. Eğlencenin kodlarıyla, kültürün kodlarının birbirinden kesin sınırlarla ayrılması gerektiğini ortaya koyan Arendt, bu ayırımın yapılmadığını ve bu nedenle kültürün tüketim nesnesi haline getirildiğini belirtmektedir. Bu olgu da, yeni-nin oluşumuna, anlam oluşma sürecinin işlemesine ciddi bir engel teşkil etmekte olup, tarihten ve kültürden beslenen endüstrilerin yaşamasına olanak sağlamaktadır.               

 

Biçimin durağan yapısına karşın anlam,her değişik ilişkinin kurulması sırasında yeni bileşkeler oluşturmakta ve sürekli genişlemektedir. Anlamı oluşturan bağlam ise bu değişimin kaynağıdır. Tek bir anlamdan söz edilemiyeceği gibi birebir anlamdan da söz edilemez. Bu durum kültürün yapısını belirlemektedir. Kültürün temel yapısını oluşturan kavramlar; devingenlik ve değişkenliktir. Kültürün bu devingen, değişken  ve çoklu yapısını red ederek gerçekleştirilen her türlü köken arayışının da yeni bir parçalanmaya ve kopmalara neden olduğu açıktır. Özellikle yerel olanı ön plana çıkaran köken arayışları, kitle toplumuna hizmet etmekte ve yer-e ait olanı da tüketim nesnesi haline getirmektedir. Akdeniz bağlamında, yer-e ait olanı ön plana çıkaran yaklaşımlarda dikkat edilmesi gereken nokta budur. 

 

Günümüzde, değerlerin, yanlızca fiziki deneyimlenme üzerinden değilde, görsel deneyimlenme üzerindende gerçekleştirilebileceği düşüncesi ağırlık kazanmaktadır. Görselliğin, anlam oluşturma sürecindeki önemi ise tartışılmazdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, görselliğin aynı zamanda tüketime ait olanı da içinde barındırmasıdır.

 

Bu araştırma, Akdenizin imgesinin oluşumunu, toplumsal ve kültürel coğrafya ile ilişkisini, değişim ve dönüşümünü, anlam oluşma sürecinin işleyişini ve içinde yer alan değişkenleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yukarıda, günümüz üzerinden yapılan belirlemeler, okumanın çerçevesini kurmaktadır.

 

ANAHTAR KELİMELER: Anlam, Süreç, Kültür, Coğrafya, İmge, Okuma   

 

TOURISM IMPACTS AT THE COASTAL CITIES: CASE OF GIRNE

 

 

B. Oktay Vehbi

EMU, Faculty of Architecture, Famagusta, T.R.N.Cyprus 

 

 

ABSTRACT

 

Many coastal cities have in recent decades experienced uneven development, often related to tourism. Tourism development has both positive and negative affects on the economical social and physical environment in coastal areas. Such development may offer more economic gain, related with more job opportunities; conservation of historically important buildings and increase in recreational activities in such areas. Equally, however, it may lead to problems such as creating increase in price of services and products, getting accustom to bad habits and deteriorating the beauty of shoreline. Such issues are crucial to the future of many coastal cities, since increasing pressures of tourism-based development continues in many cities. The coastal city of Girne illustrates such pressures; therefore the paper is aimed to analyze the tourism impacts on the economical, social and physical environment by conducting questionnaire survey in the city. Then, some suggestions are developed due to the results of the questionnaire for the final part of the paper.

 

KEY WORDS: Tourism impacts, Coastal city, Physical Envirnment, Girne.

 

 

 

 

 


 

* Bu bildiri, İstanbul Üniversitesi. Roma La Sapienza Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesinin Mersin Yumuktepe Hoyügünde ve Mersin’de ortak geliştirdikleri arkeolojik ve etnoarkeolojik çalışmalar ile, bölgesel yüzey araştırmaları ve doku araştırmalarının sonucunda ortaya çıkan bulgulardan hareket edilerek hazırlanmıştır.Halen devam etmekte olan bu çalışmanın geliştirilerek devam etmesi planlanmaktadır.

Etnoarkeoloji; kazılarda bulunan mimarinin, günümüzde yaşayan örneklerini belgeleyerek, kazıda temel ve iz olarak gördüğümüz kalıntıların daha sağlıklı yorumlanmasını sağlamak demektir.